Vampirler Gerçekten Var Mı ?

İnsanların hep bu konuyu merak ettiler, bu konuyu araştırdılar, bu konu hakkında makaleler, romanlar yazıp bu konudan esinlenip filmler çektiler. Bu kadar popüler olmasının sebebi neydi ? Yoksa vampirler gerçektemde var mıydı ?

Vampirler Gerçek Mi ? Gerçekten Var Oldular Mı ?

Vampirler Gerçek Mi ? Gerçekten Var Oldular Mı ?

Tabutlarını her zaman tedbiri kıyafet tam takır, her zaman hazır ve nazır yaratıktır vampirler. Yanağında ve burunlarındaki çürümelerle oluşan hafif çukurluklar onu korkunç bir görüntü vermektedir. Bunun dışında  pek de ilgi çekici tarafları yoktur. Öyleki köpek dişlerinin uzaması gibi  vampirlere has bir özellik diye bildiğimiz bu şey Güneydoğu Avrupa vampirlerinde hiçbir zaman görülmemiştir.

Bonn Üniversitesi tarihçisi Peter Kreuter’in araştırmalarında  dünyanın gündemine getirdiği , Bram Stoker’in 1897 yılında kaleme aldığı ‘Lord Dracula’ romanından tanıdığı vampir tiplemesinin, halk söylencelerindeki ‘Ölümsüzler’ ile pek ortak yanı yok gibi. İlk vampirler ne kan emici ne de baştan çıkarıcı yaratıklardı. Hatta gün ışığında bile kaybolmuyorlardı. ‘Halk arasında anlatılanlar arasında vahşice kan emenlere yer yoktu’ diyor Bonn Üniversitesi tarihçilerinden Kreuter. Sıradan insanların vampirleri köylerdeki ölülerdi, yani komşular.

Vampirler Ne Zaman Ortaya Çıktı ?

Vampirler Ne Zaman Ortaya Çıktı ?

Kreuter yıllarca araştırma yaptı, etnologlarca yayımlanan ve bugüne dek pek dikkate alınmayan sayısız raporu inceledi. Vampirlerin tarihçesine baktığımızda eski vampirler 1382, en yenisiyse 1968 yılında olduğu tespit edilmiştir... Bir köyde yaşanan uğursuzluklardan (bunlar bilinmeyen hastalıklar ya da ekini savurup götüren fırtınalar olabiliyor) böyle vakkalarda her zaman bir ölümsüz suçluydu. Yani vampirler... Korku dolu bir mevzu olan ölünün dirilmesi, muhakkak bir uğursuzluğu da beraberinde getirirdi.

Bir Vampirden Ne Zaman, Nasıl Etkisiz Hale Gelir

Bir Vampirden Ne Zaman, Nasıl Etkisiz Hale Gelir

Onlara yaklaşan biri, eğer esrarengiz bir biçimde hayatınıyitirirse, komşuları ve akrabaları için sonsuz bir bela haline gelirdi.Lanetliler bir kez mezarlarından çıkmaya dursun, bundan sonra kurbağa, tavuk,at ya da fareye dönüşür ve gündelik yaşamlarında bu şekilde dolaşıp dururlardı.Hatta bazıları alet ya da kap kacak biçimine bürünür ve zarar verebilmek içinher zaman onlarla birlikte olurlardı.

Sarmısakve Kutsal Su

Sarmısak,kutsal su ya da haç yardımıyla tehlikeleri atlatamayan köylüler, suçluyu yakalayabilmekiçin daha farklı yollara başvururlardı. Mesela mezarlık çevresine külserpiştirerek vampirin ayak izlerini takip etmeye çalışır ya da halk arasındacinleri bakarakbilen ve ölümsüzlerin bulundukları yerlere huzur getirenhayvanlar olarak bilinen kara horozları salarlardı. Lakin tüm çabaların boşagittiği de olurdu. ‘İşte böyle zamanlarda köylüler kötüye karşı savunabilmekiçin biraz daha yakınlaşırlardı’ diyor Kreuter.

Yaşamlarındaesrarengiz olaylarla karşılaşan yakınlarının ölümü, köylülere yeni bir kuşku vekorku kapısını aralıyordu. Kuru ot yığınından düşen, sarhoşken kapıyı kıran,bedeninde bir lekeyle dünyaya gelen, çok genç ya da çok yaşlı ölen herkesuğursuzluğu içinde taşıyan ve gelecek kuşaklara aktaran şüphelilerdi.

MezardaRahat Yok

İştebu kuşkulu ölüler yakınlarına mezar başında büyük zahmetler verirdi. Yalnızcamezarlarında savunmasız olduklarından, topuk ve dizlerindeki damarlar kesilir,üzerlerine taşlar atılır ya da doğrudan doğruya tabuta çivilenirlerdi.Romenler, birkaç on yıl öncesine kadar ölülerinin arkalarına bir diş sarmısakiliştirir ve ayaklarını iple bağlayarak gömerlerdi. Dalmaçya’da ise bazıkontrol grupları, birkaç yılda bir mezarlığa giderek şüpheli ölülerin gerçektençürüyüp çürümediklerine bakarlardı. Eğer eti hala diri görünüyorsa kalbine birkazık çakılır ve diğer dünyada huzur bulması istenirdi.

Kreuter,Güneydoğu Avrupa’da vampir öykülerinin bu denli yayılmasının nedenini OrtodoksKilisesi’nin ölüler hakkında ne mantıklı ne de mantıksız bir açıklamayapamayışına bağlıyor. Ölümsüzler, bir yerde ölümden sonraki durum hakkındabilgi veriyordu halka. ‘Her vampir öbür dünyanın varlığına işaret eden birkanıttı’ diyor Kreuter. İnanışa bakarak ölümsüz olarak köye dönmeyenler,herhangi bir yerde huzura kavuşmuş oluyorlardı.

Bilimadamları vampir inançlarını bazı egzotik hastalıklarla da ilişkilendirmişlerdi.Delirme anında ortaya çıkan beklenmedik saldırılar, metabolizma bozukluğuylameydana gelen porfirya hastalığının özel bir türü olabilirdi. Işığa karşıduyarlı olan porfirya hastalarında çok az miktarda hemoglobin ürediğindenyüzleri soluklaşır ve dişetleri kanar.

Yüzyıllarboyu buna benzer sadece 200 olayın yaşandığı hatırlatıyor Kreuter ve porfiryateorisine karşı çıkıyor. Hatta bazı psikologların yorumlarını da mantıklıbulmuyor. Psikologlar, vampir inançlarını  fantezilerine düşkünerkeklerin, kadınları kanlarının son damlasına kadar sahiplenmek isteklerifakat kendi bedenlerine zarar vermek istemeleriyle açıklıyorlar.

 

Vampir Vampirler Vampirler gerçekten var mı ? Nasıl Vampir Olunur Günümüzdeki vampirler