Oruç Tutmak Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor?

Oruç tutmak vücudumuzu nasıl etkiliyor? Ramazan’ın başından beri sitemizin sosyal medya hesaplarından oruçla ilgili çeşitli çalışmalardan görseller paylaştık. Bu yazımızda orucun vücuda etkisini bir bütün olarak ele almaya çalışacağız.

Yıllardır televizyonlar aracılığıyla az ve sık sık yemek, hiç aç kalmamak konusunda bilgilendiriliyoruz. Bunun sağlıklı yaşam ve kilo vermek için en iyi yöntem olduğu söyleniyor. Bu şekilde kalori kısıtlaması yapılarak hiç aç kalınmayan, sık sık yemek yeme önerileri olan beslenme düzeni uzun yıllar pek çok kişi tarafından uygulandı.

 Zayıflama konusunda işe yaradığına bizler de şahit olduk. Ancak şu anki bilimsel veriler, farklı bir yöntemin hem sağlıklı ve uzun yaşam, hem de hastalıklardan korunmak için daha avantajlı olduğunu gösteriyor. “Aralıklı oruç” olarak ele alacağımız bu yöntem gün içinde sık öğünler yerine uzun süreli olarak açlığı gerektiriyor ve sağlığımız için önemli etkilere sahip. Aralıklı oruç diyetlerinin kanser, diyabet, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların riskini azalttığı düşünülüyor. Ramazan ayında tuttuğumuz oruç da literatürdeki “aralıklı oruç” kapsamında ele alınıyor. Orucun çeşitli türleri olsa da hepsinin ortak yanı belirli bir süre aç kalınması. Ramazan orucunun üzerimizdeki etkilerini anlayabilmek için açlıkla ilgili yapılmış çalışmalara bakmamız gerekiyor.

Aç kalmama önerileri

Aç kalmayıp sık sık yemek yeme önerisi yaygın olsa da öğün sayısının vücudumuz üzerindeki etkisini inceleyen ve 2012 yılında PLOS ONE’da yayımlanan bir çalışma bu önerinin doğru olmadığını gösteriyor. Çalışmada öğün sayısının azaltılmasının kan şekeri kontrolünü düzenlediği ve iştah azalmasını sağladığı kaydedilmiş. Yaygın kabulle çelişse de Ramazan ayında öğün sayısının azaltılmasının avantaj sağlayacağını düşünebiliriz. 2015 yılında Biochimie’de yayımlanan bir derlemede de bu konuda yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde vücut ağırlığı ve metabolizma için açlık süresinin artmasının olumlu sonuçlar verdiğini gösterdiği belirtiliyor.

Kahvaltı hakkında net veriler yok

Yine bir diğer yaygın inanış da kahvaltının obezite gibi sağlık sorunlarıyla mücadele için vazgeçilmez bir öğün olduğu. Bu nedenle Ramazan ayında kahvaltı yapmamanın büyük zararları olduğu söyleniyor. Ancak çalışmalar incelendiğinde bunun da doğru bir bilgi olmadığı görülüyor. Kahvaltının etkisi hakkında yapılan araştırmalar genellikle kişileri gözlemleyerek yapılıyor ve bu çalışmaların sonucu da güvenilir olamıyor. Çünkü kişilerin yaşam tarzı ve alışkanlıkları farklılık gösterebilir ve bunlar deney sonucunu etkileyebilir. Yapılan kontrollü çalışmalar ise kahvaltının obeziteyle ilişkisi hakkında olumlu sonuçlar vermiyor. Hatta 30 Ocak 2019’da BMJ’de yayımlanan bir derlemede incelenen araştırmalar sonucu; kahvaltıyı atlamanın günlük alınan kaloriyi arttırmadığı, tam tersine alınan toplam kaloride azalmaya neden olduğu kaydedilmiş. Çalışmalarda metabolizma hızının ise farklılık göstermediği görülmüş. Yani kahvaltı yapmak bu durumda yarar yerine zarar bile verebilir. Elbette bir sonuca varmak için erken olabilir ancak şu an için kilo kontrolü amacıyla kahvaltı yapma önerisinin sağlam temeller üzerine oturmadığını söyleyebiliriz.

Otofaji

Öğünleri atlamak veya azaltmak bizim için avantajlı olabilir. Açlık yaşadığımızda vücudumuz kendisini bir acil durum moduna alır. Bu durumda öncelikler değişir ve daha fazla enerji korunumu, tamir faaliyetleri ve zihinsel işlevde artış gerçekleşir. Aç kaldığımızda hücrelerimizde hasarlı ve fonksiyonunu yitirmiş parçalar bozunup geri dönüştürülüyor. “Otofaji” dediğimiz bu “kendi kendini yeme” süreci bir yenilenme sağlıyor ve yaşlanmaya karşı savaşıp kanser riskini azaltabiliyor. Bu işlem bir atık temizleme mekanizması olarak gerçekleşiyor. Aşağıdaki görselde maya hücrelerinde açlığın otofajiye etkisi görülüyor.

Kansere karşı koruma

Otofaji gibi kansere karşı koruma sağlayan bir diğer faktör de açlığın IGF-1 hormonu seviyesinde düşüşe neden oluşudur. Bu hormon çocuklarda büyüme için yüksek seviyede olmalıyken yaşlılıkta baskılanmazsa yaşlanmayı hızlandırabilir ve kanser riskini arttırır. Hem açlık çalışmalarında hem de 2019 yılı içinde yayımlanan Ramazan orucuyla ilgili bir çalışmada IGF-1 seviyesinde düşüş kaydedilmiş.

Antioksidan artışı

Orucun yaşlılıkla savaşmamıza yardımcı olan bir diğer etkisi de antioksidan artışından kaynaklanıyor. Antioksidan mekanizmaları yaşlanmayla yakından ilişkili olan oksidatif strese karşı etki gösterir. 2019 Ocak ayında Scientific Reports’ta yayımlanan bir çalışmada antioksidan seviyelerinde artış kaydedilmiş. Çalışmada 58 saatlik açlık söz konusu ve ölçümler 24 saat aralıklarla yapılmış. Bu nedenle Ramazan orucunun etkisini net bir şekilde göremeyiz. Ancak Ramazan orucuyla ilgili 2014 yılında yapılmış bir çalışmada da GSH seviyesinde artış kaydedilmiş. GSH vücudun oksidatif stresten korunmak için kullandığı antioksidandır. Ramazan ayında GSH seviyesinin artışı hücrelerimizi hasardan korumaya yardımcı olur.

Oruç Tutmak Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor oruç orucun faydaları