Hasan Sabbah ve Tarihin En Korkunç Tarikatı Haşhaşiler

Hasan Sabbah’ın tarihi , Alamut Kalesi’ni ele geçirmesiyle kurulmuş dini ve siyasi bir örgüttür

Alamut Fedaileri, diğer ismiyle Haşhaşiler, 1090 senesinde İsmaili mezhebinden olan din adamı Hasan Sabbah’ın tarihi Alamut Kalesi’ni almasıyla kurulmuş dini ve siyasi bir örgüttür. Hedefi , Büyük Selçuklu Devleti’ni yıkmak ve İran topraklarındaki Türk hakimiyetine bitirmekti. Peki Hasan Sabbah Kimdir ?

Hasan Sabbah, tahminen 1050’li yıllarda, günümüz İran sınırlarındaki Tus’da doğmuştu. Ailesi, Şii inancına mensup olması nedeniyle, Sabbah’ın doğumundan önce Kufe’den Tus’a göç etmişti. Yıllar sonra aile Rey’e yerleşti ve Hasan Sabbah ilk eğitimini orda almaya başladı. 17 yaşındayken Rey şehrinde, Amireh Zarab adlı bir dainin (İsmaili mezhebini yaymak için görevlendirilmiş din adamlarına verilen ünvan) etkisiyle İsmaili öğretisiyle tanıştı. Daiden öğrendiklerinden dolayı Şii öğretilerine olan inancını kaybeden Hasan Sabbah, kendini İsmaili inancına adadı.

(Şiilik, Hz. Muhammed’in vefatından sonra halifeliğin Allah tarafından Hz. Ali’ye ve kıyamete kadar Hz. Ali’nin soyuna verilmesi, ve mehdinin Hz. Ali’nin soyundan geleceği inancını dayanır. 12 imamın hükmünü kabul ederler ve mehdinin 6. İmam Cafer-Sadık’ın ilk oğlu 7. İmam Musa el-Kazım’ın soyundan geleceğine inanırlar. İsmaili inancı da, Hz. Ali ve soyunun halifeliğini kabul etse de, mehdinin Musa el-Kazım değil, onun kardeşi İsmail’in soyundan geleceğine inanırlar. Bu bağlamda, İsmail’i 7. İmam olarak kabul ederler ve Musa el-Kazım’dan sonra gelen diğer 5 imamın hükmünü saymazlar.)

Yıllar yılı aldığı eğitimlerden edindiği bilgiler  sonrasında Hassan Sabbah, İsfahan’daki Büyük Selçuklu sarayına girmeyi başardı. Dönemin hükümdarı Melikşah ve veziri olan Nizam ül-Mülk’e hizmet veriyordu. 

Zaman içerisinde Nizam ül-Mülk, Hasan Sabbah’ı kendi için bir tehlike olarak algıladı ve onu Sultan Melikşah’ın gözünde itibarsız bir hale getirdi.  Ve nihayetinde de Hasan Sabbah saraydan kovuldu. Haysiyetsizleştirilip , itibarsızlaştırılmasını kendisine yediremeyen Hasan Sabbah, intikam için and içti ve uzun bir süre sürgün hayatı yaşadı. Yıllarca İran topraklarında kaldı ve insanlara İsmaili öğretilerini anlattı.

 İsmaili inancı insanlar arasında hızla benimsenmeye başladı. İnsanlar Hasan Sabbah’ı bir lider olarak benimsediği zamanlarda, Selçuklu hükümdarı tarafından hain olarak ilan edildi. Sultan Melikşah, Hasan Sabbah’ın güçlenmesini Türk hakimiyeti için bir tehdit olarak algılıyordu.

Hasan Sabbah, zaman içerisinde yeteri kadar mürid topladıktan sonra , 1090 senesinde Alamut Kalesini aldı ve bu kale, tam 166  sene boyunca tarihin en acımasız tarikatına hizmet etti.

 Tarikatın oldukça ağır ve insancıl olmayan kurallara sahipti ; 

alkol yasaktı

evlenmek ve çocuk sahibi olmak yasaktı

kadınlar ve kadınlar hakkında konuşmak yasaktı

müzik yasaktı. 

Aslında bunların yasak olmasının nedeni , müridleri bütün dünyevi zevkten ve bağdan koparıp kendilerini tamamen tarikata ve öğretilere hizmet etmelerini sağlamaktı. Bu kurallara riayet etmeyenler ise  çok ağır şekilde cezalandırılıyordu.

Tarikat üyeleri İsmaili öğretilerinin yanında  felsefe, edebiyat, yabancı dil, coğrafya gibi birçok eğitim alıyorlardı ve bunun yanında birer ölüm makinası haline gelecek şekilde yetiştiriliyorlardı.

Bu eğitimlerin asıl amacı ise , müridlerin insanların arasında  kolayca kamufle olmalarını sağlamak ve böylece suikastı gerçekleştirmekti . Tarikatın öğretileriyle yetişen suikastçilerden ilk müridlerden biri de, Selçuklu veziri Nizam ül-Mülk idi.

Suikastçilere, eğitim aldıkları süre zarfında cennet, şehitlik ve şehitliğe ulaşmanın  önemi, cennete girdiklerindeise  nasıl ödüllere sahip olacakları ve sahip olacakları huriler anlatılırdı. 

Bu şekilde müridlerin beyni yıkanıyor,  suikastleri korkmadan nasıl gerçekleştirecekleri ve  bu uğurda öldüklerinde nasıl  şehit olacakları ve cennete gidecekleri anlatılıyordu.

Ölmekten ve işkenceye maruz kalmaktan çekinmeyen bir ruh haline bürünüyorlardı. Bu cinayetleri ve  öleceklerini bildikleri halde  bu şekidle  korkmadan cinayet işlemeleri nedeniyle insanlar arasında , müridlerin  afyon kullandığı ve bu şekilde ölmeye gülerek gittikleri bilgisi yayıldı. 

Tarikat zaman içinde insanlar arasında Haşhaşiyün veya Haşhaşin ( Afyon , uyuşturucu madde  kullanan müridler ) adını aldı. Bir varsayıma göre, Ortadoğu’daki Haçlılar aracılığıyla, bu kelime daha sonra Batı dillerine ‘’assassin’’ , ‘’ assassino’’ olarak geçmiş.

Hasan Sabbah vefat ettikten  sonra müridleri bir müddet daha suikastler yaptı ancak zaman içinde müridlerin tarikata ve öğretilere olan inançları bitti.


Tarikatıngücünü iyice yitirmesinden  sonra Alamut Kalesi,  İran topraklarında büyük bir tedirginliğe sebep olan  Moğol Hükümdarı Cengiz Han’ın torunu Hülagü Han tarafından ele geçirildi ve böylece Haşhaşi tarikatı da tarih oldu.

Hasan Sabbah Tarikat Haşhaşiler Alamut Fedaileri Alamut Kalesi Hasan Sabbah kimdir İsmaili assassino Haşhaşiyün